20 Kasım 2007 Salı

FINTUR Özbekistanda Gsm'e 152 milyon dolar yatırım yapacak

Foreks'den bir haber daha...

TeliaSonera ve Turkcell'in Avrasya'daki operasyonlarini yöneten
ortak istiraki Fintur Holding, 2007-2008 yillarinda Özbekistan'daki
GSM sektörüne 152 milyon dolarlik yatirim yapacak.
Fintur Holding tarafindan yüzde 99,97 hissesi satin alinan Özbekistan'in
üçüncü büyük mobil operatörü Coscom'un Genel Müdürü Bora Baysal,
düzenledigi basin toplantisinda, 2008 yili sonuna kadar Coscom cep
telefonu operatörünün ülkedeki faaliyetinin genisletilmesi ve
modernizasyonu kapsaminda 152 milyon dolarlik yatirim yapacagini
kaydetti.
Coscom sirketinin bununla ilgili olarak teknoloji alimi ihalesi
açtigini kaydeden Baysal, söz konusu ihaleyi Nokia Siemens Networks
sirketinin kazandigini ifade etti.
Baysal, söz konusu ihale kapsaminda 152 milyon dolarlik anlasma
imzalandigini ifade ederek, bu proje çerçevesinde mevcut cep telefonu
sebekesinin genisletilecegi ve modernize edilecegini kaydetti.
Baysal, bu proje çerçevesinde 2008 yilinin ilk yarisina kadar cep
telefonu sebeke istasyonlari sayisini 3 kat arttirarak 1200 adede
ulastiracagini ve ülke cep telefonu piyasasindaki payinin ise yüzde
17'den yüzde 35'e çikaracagini belirtti.
1996 yilindan bu yana ülkede faaliyette olan Özbek-Amerikan Coscom
cep telefonu operatörünün yüzde 99,97 hissesini, geçtigimiz Temmuz
ayinda TeliaSonera ve Turkcell'in Avrasya'daki operasyonlarini yöneten
ortak istiraki Fintur Holding satin almisti.
5 cep telefonu sirketinin faaliyette oldugu Özbekistan'da 4,57
milyon cep telefonu kullanicisi bulunuyor. Cep telefonu abonelerinin
yüzde 50'si Rus MTC sirketine, yüzde 31'i Rus Vimpelcom sirketine,
yüzde 17'si ise Coscom sirketine, kalan kismi ise Perfectum Mobile ve
Özbek Telekom sirketlerine ait bulunuyor.

Foreks Haber Merkezi

7 Kasım 2007 Çarşamba

Birazda fotoğraf

Yeni bir günlük açtım.

15gunde1.blogspot.com

Adından da anlaşılacağı gibi 15 günde bir olan izinlerimde gezdiğim yerlerin fotoğraflarını yayınlıyorum.

28-10-2007 tarihinde Taşkentte idim.Şahane bir gezi oldu.Felaket yoruldum...Ama değdi sanırım.En azından bir sürü fotoğraf çektim.

ELCILC

5.10 den aldığım ECILC 5.15 seviyesinde bugün.

Bu arada altını tutabilene aşk olsun yaklaşık 1 ay önce 29ytl seviyesinden yaptığım satış için çok pişmanlık duyuyorum şimdi.15 ay bekledim 1 ay bekleyemedim zararına sattım.Borsada satın aldığım kağıtlardan bu acımı unutturacak bir performans bekliyorum,özellikle ECILC,DOAS ve SELEC den.

Gelecek olan paramında ECILC'a yatırmayı düşünüyorum.

4 Kasım 2007 Pazar

Yaşamın 8 evresi

Fotoritim'de yayınlana yaşamın 8 evresi konu alan hoş iki yazı...

fotograflarla-yasamin-8-evresi
ve
fotograflarla-yasamin-8-evresi-bolum-2

daha bir sürü güzel yazı var, benim size tavsiye edeceğim Muammer Yanmazın 40 ayna'sı.

Kopyala-Yapıştır

Sürekli izlediğim ekonomitürk ve güncelanaliz sayfalarından hoşuma giden 2 alıntıyı sizlerle paylaşmak istedim.

1.si ekonomitürk'den

En zengin 400 Amerikalı

Forbes klasik Amerikalı zenginler listesini yayınladı. Bizim gazetelerimizin hemen tamamında bu listeye ilişkin bir haber yer aldı. En zengin yine Bill Gates çıkmış, listeye girebilmek için en az 1.3 milyar dolarınızın olması gerekiyormuş vs.
Gazeteden sonra bir de Forbes’ın web sitesine girip ilk 25’e baktım. İşte benim ilk 25 zengin hakkındaki bilgilerden derlediğim istatistiklerim ve zenginliğe giden yola ilişkin yorumlarım:
- İlk 25’in yüzde 68’i evli. Demek ki ‘Nikahta keramet var’
- Ortalama çocuk sayısı 2,44. Demek ki ‘Çocuğu veren Allah rızkını da veriyor’
- Yaş ortalaması 68,28. Demek ki ‘Sabrın sonu selamet’
- Yüzde 68’i üniversite mezunu. Demek ki ‘Eğitim şart’
- Yüzde 60’ı servetini kendisi çalışarak yapmış. Demek ki ‘Nazar etme ne olur. Çalış senin de olur.’
Yazinin tamami icin buraya tiklayiniz.

2.si güncelanaliz'den

Dalgayla Yaşamak Gerekir

Odtü ögrenci dönemlerimde cok sevdiğim bir bayan dostum vardı. Universite bitince çalışma hayatına alışmak ve çalışmak için İstanbul'a gelmesi lazımdı. Ailesi bayan arkadaşla birlikte kalması için Babaannesinide yanında gitmesini istedi.

O günlerde 70 yaşlarında Osmanlı Kadını tabirine cuk gibi oturan bu arkadaşımızın Babaannesi hayatında deniz nedir görmemiş hayatı hep kara üstünde yaşamış.

İstanbul'a geldiklerinde haliçe kıyısı olan Tarihi semt Kasımpaşa'da ev tuttular. Oturmaya başladılar. Konuyu uzatmaya gerek yok

Bir hafta sonu Babaannesini Eyüp Sultana gezdirmeye karar vermiş . Babaannesine demişki karayoluyla dolmuşla gidersek 25 dakikada karşı kıyıya geceriz. Fakat sandala binersek 5 dakika sonra karşı kıyıdayız.

Babaannesi olsun kızım biz 5 dakikalık olanı tercih edelim. Zaten yoruluyorum.

Bayan Arkadaş Babaannesine dönüyor. Ama sandala bineceğiz Babaanne sen hiç hayatında deniz üstünde gitmedinki

Kasımpaşada sandala binme kararı alındıktan sonra sandala biniyorlar. Sandal hareketleniyor. Fakat sandal her dalgada sallanmaya başlıyor.

Babaanne torununa bagırıyor Hacer üç beş kuruşa kıymadın bu sandalın daha büyüğüne neden binmedik geberizce beni öldürmeyemi karar verdin diyerek avazı çıktıgınca bagırıyor Haliçin ortasında şimdi bu Babaanne hayatında deniz görmemiş dalga nedir bilmiyor kabahati dalgaya değilde sandalın ufak olmasına baglıyor bunu anlayışla karşılarızda son günlerde ismini sıkca duyduğumuz Altın çoçuk olarak lanse edilen Baybars SEZEN'i Ekonomitürk blogu yazarlarından Ekonomist sıkça yazmaya başladığında merak ettim.

"FED BÜYÜK BİR HATA YAPTI . KASIM AYI İÇİNDE OYUNCULAR , BARNEKE YE BÜYÜK BİR DERS VERECEKLER GÖRECEKSİNİZ ABD PİYASALARI AŞAĞI YÖNDE SERT TEPKİ VERECEKLER. ONDAN SONRA YİNE PİYASALARIN DEDİĞİ OLACAK VE FED;11 ARALIK FAİZ TOPLANTISINI BEKLEMEDEN TEKRAR İNDİRİME GİDECEK."

Bizim babaanneye kimse cahil diyemez ama bu adama kör cahil denilir.

12 Ekim 2007 Cuma

BEYIN GÖÇÜNÜN TÜRKIYE EKONOMISINE MALIYETI 2.5 MILYAR DOLAR-ARASTIRMA

Foreks haber merkezinden hoş bir yazı...

Türkiye Isveren Sendikalari Konfederasyonu (TISK) tarafindan
yayinlanan "Türkiye'de Arastirma-Gelistirme: Ne Durumdayiz? Ne
Yapmaliyiz?" baslikli Arastirmada, ülkemizin kalkinmasini olumsuz
yönde etkileyen kronik bir soruna, "Beyin Göçü"ne dikkat çekiliyor.
Eskisehir Osmangazi Üniversitesi Teknoloji Arastirma Merkezi (TEKAM)
Müdürü Prof. Dr. Muammer Kaya'nin "Türkiye'de Arastirma-Gelistirme: Ne
Durumdayiz? Ne Yapmaliyiz?" baslikli Arastirmasi TISK Yayinlarindan
çikti. Arastirmada, ülkemizin ve sanayimizin en önemli konularindan
biri olan AR-GE alanindaki pozisyonu çok net bir fotograf halinde
yansitilirken, uygulanmasi gereken politika ve tedbirler de ayni
açiklikla gözler önüne serildi.

Arastirmada, ülkemizin plansiz, kitlesel ve ucuz egitim ile hem atil
ve niteliksiz isgücü yarattigi, hem de nitelikli beyinlerini
kaybettigi vurgulanarak, "Gelismekte olan ülkeler kit ve hayati olan
nitelikli insan gücünü kaybetmekte, yapilan beseri yatirimlar bosa
gitmektedir. Bugün profesyonel bir sporcu, sanatçi veya yönetici
milyonlarca dolar karsiliginda transfer olurken, nitelikli insanlar
bedelsiz transfer olmaktadirlar" denildi.

Beyin göçünün dünya çapinda önemli bir sorun oldugu belirtilen
arastirmada, "Türkiye en fazla beyin göçü veren 34 ülke içinde 24.
sirada yer almakta olup, maalesef iyi egitim gören yüz kisiden 59'unu
kaybetmektedir" denildi. Türkiye'de üniversitede okuyan gençlerin
%73'ünün yurt disinda çalismak ve yasamak istedigine dikkat çekilen
arastirmada "Yurt disinda ögrenim sürdürenlerin ise %77'si ülkeye
kesin dönüs yapmak istememektedir. Türkiye bugün iyi egitim görmüs
gençlerin sadece %41'ini elinde tutabilmektedir. YÖK'ün verilerine
göre 24 bini Almanya'da, 15 bini ABD'de olmak üzere 50 binden fazla
Türk genci yurt disinda egitim görmektedir. Türkiye, yurtdisina en çok
ögrenci gönderen ülkeler arasinda 11. siradadir." denilerek, çesitli
ülkelerin topraklarina nitelikli beyinleri çekmek için uyguladiklari
bilinçli politikalardan örnekler de verildi.

Buna göre, ABD "olaganüstü arastirmacilara" her yil 135 bin H1-B
vizesi veriyor. ABD'ye göç eden nitelikli göçmenlerin Amerikan
ekonomisine katkisinin kisi basina yillik 150 bin dolar düzeyinde
oldugu hesaplaniyor.

-BEYIN GÖÇÜNÜN MALIYETI 2.5 MILYAR DOLAR..

Arastirmada, beyin göçünün Türkiye ekonomisine yillik maliyetinin
2-2.5 milyar dolari buldugunun tahmin edildigi belirtilerek, "Bu büyük
maliyeti azaltmak için bakis açisi, politika ve altyapida uygun
sartlar yaratilmalidir. Dönenlerin büyük bir kisminin yeterince
verimli çalistirilmamaktan dolayi "beyin küsmesi" ne ugradigini,
"beyin mezarligi" olustugunu görerek, gerekli tedbirleri almak ve
ülkemize "tersine beyni göçü" yollarini açmak zorunludur" görüsü dile
getirildi.

Arastirmada 1981 - 2000 yillari arasinda ABD'ye ve OECD ülkelerine göç
eden 25 yas üstü Türklerin egitim profiline de yer verildi. Buna göre
Türkiye'den ABD'ye giden 64 bin 780 Türk'ten 37 bin 785'i, Türkiye'den
OECD ülkelerine göç eden 1 milyon 913 bin 782 Türk'ten 1 milyon 116
bin 275'i yüksek ögrenimli. Bu durumda ABD ve diger OECD ülkelerine
göç eden Türklerin % 58'ini yüksek ögrenimli kisiler olusturuyor.
Arastirmada asagidaki tespit ve degerlendirmelere yer verildi:
"Ülkemizde 2005-2006 ögretim yilinda ÖSYM-YÖK verilerine göre 36 bine
yakin ögrenci devlet ve özel vakif üniversitelerinde sanayi/ticaretin
gelismesi için mühendislik-mimarlik ve sehir planciligi alanlarinda
egitim görmektedir. Üniversitelerin kontenjanlarinin toplamina göre
30857'si devlet ve 4956'si vakif üniversitelerinde okumaktadir. Devlet
51 ve Vakif Üniversiteleri 23 dalda Mühendislik - Mimarlik Egitimi
vermektedir. Devlet Üniversitelerinde en fazla kontenjan Makine,
Insaat ve Ziraat Mühendisliginde iken Vakif Üniversitelerinde
Bilgisayar, Endüstri ve Elektrik-Elektronik Mühendisligindedir.
Ülkemizde 2005-2006 ögretim yilinda Devlet ve Vakif Üniversite
kontenjanlari birlikte dikkate alindiginda yilda en fazla Makine
(4431), Insaat (3440), Ziraat (3095), Bilgisayar (2570), Endüstri
(2443), Elektrik-Elektronik (2403), Mimarlik (1594), Jeoloji (1415),
Kimya (1415), Gida (1360), Çevre (1360) ve Maden (1030) Mühendisi
yetistirilmektedir. Yillik kontenjani 1000 ve üzerinde 12 Mühendislik
dali bulunmaktadir (Çizelge 2). Ülkemizde ihtiyacimizin çok üzerinde
mühendis ve mimar yetistirilmektedir. Yetisen mühendis ve mimarlara
istihdam saglama olanagimiz çok kisitlidir.
Egitim-Istihdam Uyumsuzluguna Bir Örnek:
Maden Mühendisligi: Türkiye'de bugün ögretim veren toplam 16 Maden
Mühendisligi Bölümü vardir. Bunlardan 6'si hem birinci hem de ikinci
(gece) ögretim vermektedir. 2004 ÖSYM verilerine göre toplam 1030
ögrenci kontenjanina sahiptir. 1030 ögrenci kontenjaninin 270'i ikinci
ögretim içindir.

Dünyanin madencilikte en gelismis bir ülkesi olan Kanada'nin
GSYIH'sinin büyük bir kismi madencilikten saglanmasina karsin her yil
120 yeni Maden Mühendisine ihtiyaci vardir. (McGill Alumni News, 2005)
Bunun 90'ini kendi üniversitelerinden karsilarken, geri kalan 30
kisiyi Kanada disindan beyin göçmeni olarak almaktadir. Bugün,
Avustralya yillik 130, G.Afrika 30, Ingiltere 30, ABD 120 Maden
Mühendisi mezun etmektedir. ABD'de mezunlarin %60'i Madencilik
Sektöründe is bulabilmektedir. Ülkemizde Madenciligin GSYIH içindeki
payi %1'lerin altina düsmüsken yilda binden fazla Maden Mühendisi
yetistirilmesi, tüm dünyanin maden mühendisi ihtiyacini karsilayacak
seviyelerdedir. Maden mühendislerinden %20'sinden azi mesleklerinde is
bulabilmektedir. Plansiz, programsiz açilan üniversiteler, bölümler,
artirilan kontenjanlar yetmezmis gibi ikinci ögretime ögrenci
alinmasinin hiçbir mantikli ve rasyonel açiklamasi yoktur. Ülkemizin
her yil ne kadar Maden Mühendisine ihtiyaci olacagi ilgili kurumlarca
(DPT, DIE, YÖK, Üniversiteler, Meslek Odalari vs) hesaplanmadigindan,
sonuçta anlamsiz sayida diplomali issiz yetistirilmektedir. Bu
yetistirilen kisilerin bir kisminin yabanci ülkelerce absorbe
edilebilmesi için niteliklerinin çok yüksek olmasi (çok iyi dil
bilmesi, bilimsel olarak üstün seviyede olmasi, bilgisayar bilgisinin
yeterliligi, yurt disina gitme isteginde olmasi ve yurt disindan is
bulmasi vs) gerekmektedir. Aksi takdirde bu kisiler ülkemizde
diplomali issizler ordusuna katilmakta veya meslekleriyle ilgisiz
islerde çalismak zorunda kalmaktadir. Meslek disi islerde istihdam ise
kit kaynaklarin savrulmasina neden olmaktadir. Ülkemiz sinirli ve kit
kaynaklarini bu derece plansiz ve programsiz harcamamalidir. Benzer
sorunlar ülkemizde tüm mühendislik dallari ve diger pek çok meslekte
de geçerlidir.

Sonuç olarak ülkemizde mevcut seksene yakin üniversitenin yani sira,
17 yeni Üniversite daha açma karari herhangi bir insan gücü planlama
çalismasina ve ihtiyaç analizine dayali olmadigi gibi, bu
üniversitelerin yeterli alt yapilari ve nitelikli ögretim elemanlari
da mevcut degildir. Siyasi amaçla kurulan yeni üniversiteler diplomali
issizler ordusunu çok daha büyütecek ve beyin göçünü daha da
hizlandiracaktir. Bu durum ülkemizde artik beyin erozyonuna dönüsme
asamasindadir. Beyin göçü dünyada bugün geri kalmislikla
özdeslesmektedir".

Foreks Haber Merkezi

10 Ekim 2007 Çarşamba

GARAN ve KRDMD satışı

Elimdeki garanti ve kardemir hisselerini sattım.Garanti'yi 10 YTL den Krdmd'yi 1,43 YTL den.
Bunların yerine Selçuk ecza deposunun kagıtlarını aldım 2,62 YTL den.Elimdeki DOAS,ISGYO,AKBNK hisse senetlerini tutmayı düşünüyorum. Sınırötesi operasyon riskine rağmen bu senetleri elimde tutmaya devam edicem.Altında yaklaşık bir senedir eksideyim.Ordan kazandığım sabırla bekleme alışkanlığı ve soğuk kanlılık burda işime yarayacak sanırım.Doların durumu açıkcası iyice sinir bozmaya başladı.Rus piyasasıda çok rahatsız doların düşük seyrinden. Tüm dünyayı rahatsız eden bu hava bakalım ne zaman düzelecek.

4 Ekim 2007 Perşembe

Secularists' lament

29 Eylül sayılı ‘The Economist’ dergisinde Türkiye ile alakalı bir yazı çıktığını duyunca hemen dergiyi buldum. 1,5 $ dolarlık düşük fiyatı açıkcası beni çok şaşırttı, zira dergi ile beraber aldığım Milliyet gazetesine 1,2 $ bayıldım.Neyse konuyu dağıtmayayım. Türkiye hakkındaki yazı sırası ile Samsun-İstanbul arası bir otobüs yolculuğunda otobüsün namaz için durmasından, Galata köprüsünde hareketleri ve kıyafeti yüzünden tepki gören bir bayandan,AK partinin seçim başarısından, cumhurbaşkanı Gülden ve hanımından, defalarca başörtüsü sorunundan,Atatürk devrimlerinden,Orhan Pamuktan,301 den,Nijerya vatandaşının başına gelen talihsiz olaydan v.b bir sürü ıvır zıvıra az azda olsa değinmiş.Yazan (%99 Türk olduğu anlaşılan) arkadaş yüzlerce sayfalık kitap olabilecek konuyu 614 kelimeye sığdırmak gibi büyük bir başarı göstermiş.Bazılarının düşündüğünü belirterek bence kendi düşüncesi olan 2. İran benzetmesi yapmış Türkiye için(%1 buradan şüphe oluştu bende Malezya dese %100 Türk diye bilirdim,belki de yabancıların benzetmeyi anlamayacağını düşündüğü için anlaşılması kolay olan İran’ı kullanmış).Benim makaleyi anlatmam bile 200 kelime falan sürdüğüne göre varın siz düşünün konuları ne kadar derin anlattığını yazan arkadaşın.

Sonuç bu makale için deymez ama hoş makaleler ve haberler var dergide.

30 Eylül 2007 Pazar

Ölümü Beklerken...


Hayat uzun.Belki de tam olarak bunu düşünüyor 13 yıl boyunca asansörsüz bir binanın beşinci katında ,tek odalı bir evde yaşamak zorunda kalan yaşlı kadın.Bilemiyorum...


90 yaşında bir öğretmen o aslında.40 yıl köy okullarında çalışmış.Önce kendi çocuklarını büyütmüş,sonra büyük şehire kızının yanına okul sezonu boyunca torunları ile ilgilenmek için gelmiş.Geçirdiği kazadan sonra burda kalmak zorunda kalmış, sadece koltuk değnekeleri yardımı ile yürüyebildiği ve sağlığı el vermediği için küçücük dairesinden çıkamadan.Kızı ve damadı gidince onun sessizleşen yaşamını televizyonun sesi dolduruyor, aravermeden kitap okuyabilidiği gençlik günlerini anarak.Ve tabii ölümü bekleyerek

Bunları biliyorum,çünkü bu benim ailem

Yuri İvashenko



Yuri İvashenko'nun ''Ölümü beklerken'' isimli fotoröportaj çalışması photographer.ru yayınlanmıştır.Yazı bu röportajın türkçeye çevrilmiş tanıtım metnidir.

28 Eylül 2007 Cuma

DOLAR out YTL in


Alışık olduğumuz piyasalarda ,rüzgar biraz yön değiştirince ne yapacağımızı şaşırıyoruz.Yıllarca dolara yatırım yapıp en azında paramızı koruma iç güdüsün kazanmışken ,paramızı dolara yatırıp kaybetmek hiç alışık olduğumuz birşey değil.Yatırımlarımın %30 unu yabancı paraya yatırmış biri olarak bende şaşırmıştım açıkcası. Bir miktar paramı ytl ye çevirdim(tepki satışı dedikleri şey). Sonra tekrar yükselme olasılığını düşünerek bozdurduğum dolarımla kısa süre içinde daha fazla dolar alabildim. Her nekadar biraz daha beklesem daha çok alabilecekmişim hatta belki de 1,2 ytl nın altını bile görücez sanırım yakında, ama 1,7 den aldığım hatta 1,4 den aldığım dolarları bırakın karı,zararsız satabilmem için uzuunn süre beklemem gerekeceğini (sonunda) anladığım için doları 2 yıl vadeli hazine bonosuna bağladım . Eurolarımıda 115 günlk eurobond'a bağladım.En azından bekledikleri yerde param değer kazanacak(bir nevi olsa da) .Zaten altında da bekleme modunda olduğumdan fazla bir değişlik yok aslında bekle ve gör taktiği uyguluyorum.Altında işe yaradı 32ytl den aldığım altınların ortalamasını 29ytl civarına çekebildim. Bu arada borsa ya cüzzi bir para yatırdım.Onlarıda en az 1-2 yıl elimde tutmak üzere aldım.Eğer gidişattan memlun kalırsam yine alırım.
Buradan beni borsaya girmeye (istemeden de olsa) teşvik eden,bilgi ve öneri veren beğenmezsen okuma un sahibesi hanıma çok teşekkür ediyorum.Ve tabi ki ekonomitürk'un bütün yazarlarına...

Dolar ne kadar düşerse düşsün moraliniz düşmesin...

Sarı çiçekler...












Parkın içinde SSCB zamanından kalma beton duvarın dibinde, betonun çirkinliğini azda olsa örten bu sarı çiçeklerin fotoğrafını ne zamandır çekmek istiyordum.1 km uzunluğunda yaklaşık 300 metre genişliğindeki parkta sarı çiçek açan topluluk.Buralara ait değiller sanki.Uzaklardan bir yerlerden gelmişler buralara,kimse bilmiyor nerden geldiler yada niye geldiler.Koskoca parkta alternatifsiz olmanın mutluluğu zamanla yalnızlığın hüznüne bırakıyor yerini. Yanlarından geçen yüzlerce, binlerce insan onların farkına varmıyorlar. İnsanların dikkatini çekebilmek için daha da parlak açıyorlar çiçeklerini ama insanlar gene de onlara dikkat etmiyorlar. Belki de ediyorlar ama farklı olmanın çirkinliğini fark edemediği için kınıyorlar onları. İnsanlar nede olsa farklılıkları hor görürler, ayıplarlar. Farklı olmak kötü bir şeydir bizim için, çünkü içinde bilinmezlikleri barınıdır. Hazır alıştığımızın dışındaki şeyler korkutur bizi. İnsan bilmediği ya da göremediği şeyden korkar. Aslında bu parkta çiçek açmak başlı başına bir farklılık iken birde sarıçiçek açmak kabul edilemez bir suç. İnsanlar onların yanından geçerken istemeden de olsa belki onlara bakıyorlar elbette. Belki bir saniye belki de daha bile kısa kıskaçlı ve öfke dolu bakışlar…

Ben de yeni fark ettim onları ve açan çiçeklerini, bir gecede bitiveren kır çiçekleri gibi parkanı bir köşesinde bitivermiş olamazdı. Sanırım içerlerde bir yerlerde bende onları kınıyordum gizli gizli. Ama bir farklılık var…

Ben sırf onlar için parka geri dönüyorum. Her geçen gün çiçeklerin varlığını bilip onları ilk gördüğüm günkü gibi bulamama olasılığı beni üzüyor. Elimi çabuk tutmazsam biliyorum ki bir daha ki bahara kadar onları göremeyeceğim. Görsem bile onları fark edemeyeceğim diğer bitkilerden, ağaçlardan bir farkı kalmayacak. Ta ki o sarıçiçeklerini yine açana kadar. Yılmadan usanmadan insanların dikkatini çekmeye çalışacaklar. Bu sene en azından benim dikkatimi çektiler. Onlar sayesinde bende başka insanların dikkatini çektim. Yaşadığım ortamda az bulunan sarıçiçeklerin fotoğrafını çeken insan, aynı sarıçiçekler gibi sıra dışı bulunuyor. Sarıçiçeklerin fotoğrafını çekmem insanlara manasız geliyor. Bilmiyorlar ki ben aslında onlarla yalnızlığını paylaşıyorum. Onların yalnızlığı benim yalnızlığıma o kadar benziyor ki. Ben mi onların yalnızlığını paylaşıyorum onlar mı benimkini bilemiyorum.

Vatan Hasreti

Yıllarca yurt dışında bir insan olarak.Bu yıl çektiğim kadar vatan hasreti çekmemiştim hiç.Daha önce nerde olursam olayım ,orayı çok benimsememdenmidir, yoksa kendimi rahat hissettiğimdenmidir. Hiç Türkiye dışındaymışım gibi gelmiyordu bana...
Bu sene değişen ne oldu.Sanırım insanın yaşı geçtikce vatanını özlemeye başlıyor.Dışardaki insanlar ne kadar sizi anlasalarda,Türkiyedeki sevdikleriniz kadar sizi anlamadıklarının farkına varıyorsunuz,onalrın yerini dolduramadıklarını anlıyorsunuz.

Şimdi gelelim aşağıdaki fotonun hikayesine bu kadın benim uzun süredir muhattap olduğum bir kadın.Kucağındaki çoçukda yiğeni. Ben ne kadar kendime yakın bulsamda,beni bir yabancı olduğumu bana hissettiren kadın.












Çolpan ablama teşekkürler.
Uzun süre sonra gözmün açılmasını sağladığı için.