30 Eylül 2007 Pazar

Ölümü Beklerken...


Hayat uzun.Belki de tam olarak bunu düşünüyor 13 yıl boyunca asansörsüz bir binanın beşinci katında ,tek odalı bir evde yaşamak zorunda kalan yaşlı kadın.Bilemiyorum...


90 yaşında bir öğretmen o aslında.40 yıl köy okullarında çalışmış.Önce kendi çocuklarını büyütmüş,sonra büyük şehire kızının yanına okul sezonu boyunca torunları ile ilgilenmek için gelmiş.Geçirdiği kazadan sonra burda kalmak zorunda kalmış, sadece koltuk değnekeleri yardımı ile yürüyebildiği ve sağlığı el vermediği için küçücük dairesinden çıkamadan.Kızı ve damadı gidince onun sessizleşen yaşamını televizyonun sesi dolduruyor, aravermeden kitap okuyabilidiği gençlik günlerini anarak.Ve tabii ölümü bekleyerek

Bunları biliyorum,çünkü bu benim ailem

Yuri İvashenko



Yuri İvashenko'nun ''Ölümü beklerken'' isimli fotoröportaj çalışması photographer.ru yayınlanmıştır.Yazı bu röportajın türkçeye çevrilmiş tanıtım metnidir.

28 Eylül 2007 Cuma

DOLAR out YTL in


Alışık olduğumuz piyasalarda ,rüzgar biraz yön değiştirince ne yapacağımızı şaşırıyoruz.Yıllarca dolara yatırım yapıp en azında paramızı koruma iç güdüsün kazanmışken ,paramızı dolara yatırıp kaybetmek hiç alışık olduğumuz birşey değil.Yatırımlarımın %30 unu yabancı paraya yatırmış biri olarak bende şaşırmıştım açıkcası. Bir miktar paramı ytl ye çevirdim(tepki satışı dedikleri şey). Sonra tekrar yükselme olasılığını düşünerek bozdurduğum dolarımla kısa süre içinde daha fazla dolar alabildim. Her nekadar biraz daha beklesem daha çok alabilecekmişim hatta belki de 1,2 ytl nın altını bile görücez sanırım yakında, ama 1,7 den aldığım hatta 1,4 den aldığım dolarları bırakın karı,zararsız satabilmem için uzuunn süre beklemem gerekeceğini (sonunda) anladığım için doları 2 yıl vadeli hazine bonosuna bağladım . Eurolarımıda 115 günlk eurobond'a bağladım.En azından bekledikleri yerde param değer kazanacak(bir nevi olsa da) .Zaten altında da bekleme modunda olduğumdan fazla bir değişlik yok aslında bekle ve gör taktiği uyguluyorum.Altında işe yaradı 32ytl den aldığım altınların ortalamasını 29ytl civarına çekebildim. Bu arada borsa ya cüzzi bir para yatırdım.Onlarıda en az 1-2 yıl elimde tutmak üzere aldım.Eğer gidişattan memlun kalırsam yine alırım.
Buradan beni borsaya girmeye (istemeden de olsa) teşvik eden,bilgi ve öneri veren beğenmezsen okuma un sahibesi hanıma çok teşekkür ediyorum.Ve tabi ki ekonomitürk'un bütün yazarlarına...

Dolar ne kadar düşerse düşsün moraliniz düşmesin...

Sarı çiçekler...












Parkın içinde SSCB zamanından kalma beton duvarın dibinde, betonun çirkinliğini azda olsa örten bu sarı çiçeklerin fotoğrafını ne zamandır çekmek istiyordum.1 km uzunluğunda yaklaşık 300 metre genişliğindeki parkta sarı çiçek açan topluluk.Buralara ait değiller sanki.Uzaklardan bir yerlerden gelmişler buralara,kimse bilmiyor nerden geldiler yada niye geldiler.Koskoca parkta alternatifsiz olmanın mutluluğu zamanla yalnızlığın hüznüne bırakıyor yerini. Yanlarından geçen yüzlerce, binlerce insan onların farkına varmıyorlar. İnsanların dikkatini çekebilmek için daha da parlak açıyorlar çiçeklerini ama insanlar gene de onlara dikkat etmiyorlar. Belki de ediyorlar ama farklı olmanın çirkinliğini fark edemediği için kınıyorlar onları. İnsanlar nede olsa farklılıkları hor görürler, ayıplarlar. Farklı olmak kötü bir şeydir bizim için, çünkü içinde bilinmezlikleri barınıdır. Hazır alıştığımızın dışındaki şeyler korkutur bizi. İnsan bilmediği ya da göremediği şeyden korkar. Aslında bu parkta çiçek açmak başlı başına bir farklılık iken birde sarıçiçek açmak kabul edilemez bir suç. İnsanlar onların yanından geçerken istemeden de olsa belki onlara bakıyorlar elbette. Belki bir saniye belki de daha bile kısa kıskaçlı ve öfke dolu bakışlar…

Ben de yeni fark ettim onları ve açan çiçeklerini, bir gecede bitiveren kır çiçekleri gibi parkanı bir köşesinde bitivermiş olamazdı. Sanırım içerlerde bir yerlerde bende onları kınıyordum gizli gizli. Ama bir farklılık var…

Ben sırf onlar için parka geri dönüyorum. Her geçen gün çiçeklerin varlığını bilip onları ilk gördüğüm günkü gibi bulamama olasılığı beni üzüyor. Elimi çabuk tutmazsam biliyorum ki bir daha ki bahara kadar onları göremeyeceğim. Görsem bile onları fark edemeyeceğim diğer bitkilerden, ağaçlardan bir farkı kalmayacak. Ta ki o sarıçiçeklerini yine açana kadar. Yılmadan usanmadan insanların dikkatini çekmeye çalışacaklar. Bu sene en azından benim dikkatimi çektiler. Onlar sayesinde bende başka insanların dikkatini çektim. Yaşadığım ortamda az bulunan sarıçiçeklerin fotoğrafını çeken insan, aynı sarıçiçekler gibi sıra dışı bulunuyor. Sarıçiçeklerin fotoğrafını çekmem insanlara manasız geliyor. Bilmiyorlar ki ben aslında onlarla yalnızlığını paylaşıyorum. Onların yalnızlığı benim yalnızlığıma o kadar benziyor ki. Ben mi onların yalnızlığını paylaşıyorum onlar mı benimkini bilemiyorum.

Vatan Hasreti

Yıllarca yurt dışında bir insan olarak.Bu yıl çektiğim kadar vatan hasreti çekmemiştim hiç.Daha önce nerde olursam olayım ,orayı çok benimsememdenmidir, yoksa kendimi rahat hissettiğimdenmidir. Hiç Türkiye dışındaymışım gibi gelmiyordu bana...
Bu sene değişen ne oldu.Sanırım insanın yaşı geçtikce vatanını özlemeye başlıyor.Dışardaki insanlar ne kadar sizi anlasalarda,Türkiyedeki sevdikleriniz kadar sizi anlamadıklarının farkına varıyorsunuz,onalrın yerini dolduramadıklarını anlıyorsunuz.

Şimdi gelelim aşağıdaki fotonun hikayesine bu kadın benim uzun süredir muhattap olduğum bir kadın.Kucağındaki çoçukda yiğeni. Ben ne kadar kendime yakın bulsamda,beni bir yabancı olduğumu bana hissettiren kadın.












Çolpan ablama teşekkürler.
Uzun süre sonra gözmün açılmasını sağladığı için.