Foreks haber merkezinden hoş bir yazı...
yayinlanan "Türkiye'de Arastirma-Gelistirme: Ne Durumdayiz? Ne
Yapmaliyiz?" baslikli Arastirmada, ülkemizin kalkinmasini olumsuz
yönde etkileyen kronik bir soruna, "Beyin Göçü"ne dikkat çekiliyor.
Eskisehir Osmangazi Üniversitesi Teknoloji Arastirma Merkezi (TEKAM)
Müdürü Prof. Dr. Muammer Kaya'nin "Türkiye'de Arastirma-Gelistirme: Ne
Durumdayiz? Ne Yapmaliyiz?" baslikli Arastirmasi TISK Yayinlarindan
çikti. Arastirmada, ülkemizin ve sanayimizin en önemli konularindan
biri olan AR-GE alanindaki pozisyonu çok net bir fotograf halinde
yansitilirken, uygulanmasi gereken politika ve tedbirler de ayni
açiklikla gözler önüne serildi.
Arastirmada, ülkemizin plansiz, kitlesel ve ucuz egitim ile hem atil
ve niteliksiz isgücü yarattigi, hem de nitelikli beyinlerini
kaybettigi vurgulanarak, "Gelismekte olan ülkeler kit ve hayati olan
nitelikli insan gücünü kaybetmekte, yapilan beseri yatirimlar bosa
gitmektedir. Bugün profesyonel bir sporcu, sanatçi veya yönetici
milyonlarca dolar karsiliginda transfer olurken, nitelikli insanlar
bedelsiz transfer olmaktadirlar" denildi.
Beyin göçünün dünya çapinda önemli bir sorun oldugu belirtilen
arastirmada, "Türkiye en fazla beyin göçü veren 34 ülke içinde 24.
sirada yer almakta olup, maalesef iyi egitim gören yüz kisiden 59'unu
kaybetmektedir" denildi. Türkiye'de üniversitede okuyan gençlerin
%73'ünün yurt disinda çalismak ve yasamak istedigine dikkat çekilen
arastirmada "Yurt disinda ögrenim sürdürenlerin ise %77'si ülkeye
kesin dönüs yapmak istememektedir. Türkiye bugün iyi egitim görmüs
gençlerin sadece %41'ini elinde tutabilmektedir. YÖK'ün verilerine
göre 24 bini Almanya'da, 15 bini ABD'de olmak üzere 50 binden fazla
Türk genci yurt disinda egitim görmektedir. Türkiye, yurtdisina en çok
ögrenci gönderen ülkeler arasinda 11. siradadir." denilerek, çesitli
ülkelerin topraklarina nitelikli beyinleri çekmek için uyguladiklari
bilinçli politikalardan örnekler de verildi.
Buna göre, ABD "olaganüstü arastirmacilara" her yil 135 bin H1-B
vizesi veriyor. ABD'ye göç eden nitelikli göçmenlerin Amerikan
ekonomisine katkisinin kisi basina yillik 150 bin dolar düzeyinde
oldugu hesaplaniyor.
-BEYIN GÖÇÜNÜN MALIYETI 2.5 MILYAR DOLAR..
Arastirmada, beyin göçünün Türkiye ekonomisine yillik maliyetinin
2-2.5 milyar dolari buldugunun tahmin edildigi belirtilerek, "Bu büyük
maliyeti azaltmak için bakis açisi, politika ve altyapida uygun
sartlar yaratilmalidir. Dönenlerin büyük bir kisminin yeterince
verimli çalistirilmamaktan dolayi "beyin küsmesi" ne ugradigini,
"beyin mezarligi" olustugunu görerek, gerekli tedbirleri almak ve
ülkemize "tersine beyni göçü" yollarini açmak zorunludur" görüsü dile
getirildi.
Arastirmada 1981 - 2000 yillari arasinda ABD'ye ve OECD ülkelerine göç
eden 25 yas üstü Türklerin egitim profiline de yer verildi. Buna göre
Türkiye'den ABD'ye giden 64 bin 780 Türk'ten 37 bin 785'i, Türkiye'den
OECD ülkelerine göç eden 1 milyon 913 bin 782 Türk'ten 1 milyon 116
bin 275'i yüksek ögrenimli. Bu durumda ABD ve diger OECD ülkelerine
göç eden Türklerin % 58'ini yüksek ögrenimli kisiler olusturuyor.
Arastirmada asagidaki tespit ve degerlendirmelere yer verildi:
"Ülkemizde 2005-2006 ögretim yilinda ÖSYM-YÖK verilerine göre 36 bine
yakin ögrenci devlet ve özel vakif üniversitelerinde sanayi/ticaretin
gelismesi için mühendislik-mimarlik ve sehir planciligi alanlarinda
egitim görmektedir. Üniversitelerin kontenjanlarinin toplamina göre
30857'si devlet ve 4956'si vakif üniversitelerinde okumaktadir. Devlet
51 ve Vakif Üniversiteleri 23 dalda Mühendislik - Mimarlik Egitimi
vermektedir. Devlet Üniversitelerinde en fazla kontenjan Makine,
Insaat ve Ziraat Mühendisliginde iken Vakif Üniversitelerinde
Bilgisayar, Endüstri ve Elektrik-Elektronik Mühendisligindedir.
Ülkemizde 2005-2006 ögretim yilinda Devlet ve Vakif Üniversite
kontenjanlari birlikte dikkate alindiginda yilda en fazla Makine
(4431), Insaat (3440), Ziraat (3095), Bilgisayar (2570), Endüstri
(2443), Elektrik-Elektronik (2403), Mimarlik (1594), Jeoloji (1415),
Kimya (1415), Gida (1360), Çevre (1360) ve Maden (1030) Mühendisi
yetistirilmektedir. Yillik kontenjani 1000 ve üzerinde 12 Mühendislik
dali bulunmaktadir (Çizelge 2). Ülkemizde ihtiyacimizin çok üzerinde
mühendis ve mimar yetistirilmektedir. Yetisen mühendis ve mimarlara
istihdam saglama olanagimiz çok kisitlidir.
Egitim-Istihdam Uyumsuzluguna Bir Örnek:
Maden Mühendisligi: Türkiye'de bugün ögretim veren toplam 16 Maden
Mühendisligi Bölümü vardir. Bunlardan 6'si hem birinci hem de ikinci
(gece) ögretim vermektedir. 2004 ÖSYM verilerine göre toplam 1030
ögrenci kontenjanina sahiptir. 1030 ögrenci kontenjaninin 270'i ikinci
ögretim içindir.
Dünyanin madencilikte en gelismis bir ülkesi olan Kanada'nin
GSYIH'sinin büyük bir kismi madencilikten saglanmasina karsin her yil
120 yeni Maden Mühendisine ihtiyaci vardir. (McGill Alumni News, 2005)
Bunun 90'ini kendi üniversitelerinden karsilarken, geri kalan 30
kisiyi Kanada disindan beyin göçmeni olarak almaktadir. Bugün,
Avustralya yillik 130, G.Afrika 30, Ingiltere 30, ABD 120 Maden
Mühendisi mezun etmektedir. ABD'de mezunlarin %60'i Madencilik
Sektöründe is bulabilmektedir. Ülkemizde Madenciligin GSYIH içindeki
payi %1'lerin altina düsmüsken yilda binden fazla Maden Mühendisi
yetistirilmesi, tüm dünyanin maden mühendisi ihtiyacini karsilayacak
seviyelerdedir. Maden mühendislerinden %20'sinden azi mesleklerinde is
bulabilmektedir. Plansiz, programsiz açilan üniversiteler, bölümler,
artirilan kontenjanlar yetmezmis gibi ikinci ögretime ögrenci
alinmasinin hiçbir mantikli ve rasyonel açiklamasi yoktur. Ülkemizin
her yil ne kadar Maden Mühendisine ihtiyaci olacagi ilgili kurumlarca
(DPT, DIE, YÖK, Üniversiteler, Meslek Odalari vs) hesaplanmadigindan,
sonuçta anlamsiz sayida diplomali issiz yetistirilmektedir. Bu
yetistirilen kisilerin bir kisminin yabanci ülkelerce absorbe
edilebilmesi için niteliklerinin çok yüksek olmasi (çok iyi dil
bilmesi, bilimsel olarak üstün seviyede olmasi, bilgisayar bilgisinin
yeterliligi, yurt disina gitme isteginde olmasi ve yurt disindan is
bulmasi vs) gerekmektedir. Aksi takdirde bu kisiler ülkemizde
diplomali issizler ordusuna katilmakta veya meslekleriyle ilgisiz
islerde çalismak zorunda kalmaktadir. Meslek disi islerde istihdam ise
kit kaynaklarin savrulmasina neden olmaktadir. Ülkemiz sinirli ve kit
kaynaklarini bu derece plansiz ve programsiz harcamamalidir. Benzer
sorunlar ülkemizde tüm mühendislik dallari ve diger pek çok meslekte
de geçerlidir.
Sonuç olarak ülkemizde mevcut seksene yakin üniversitenin yani sira,
17 yeni Üniversite daha açma karari herhangi bir insan gücü planlama
çalismasina ve ihtiyaç analizine dayali olmadigi gibi, bu
üniversitelerin yeterli alt yapilari ve nitelikli ögretim elemanlari
da mevcut degildir. Siyasi amaçla kurulan yeni üniversiteler diplomali
issizler ordusunu çok daha büyütecek ve beyin göçünü daha da
hizlandiracaktir. Bu durum ülkemizde artik beyin erozyonuna dönüsme
asamasindadir. Beyin göçü dünyada bugün geri kalmislikla
özdeslesmektedir".
Foreks Haber Merkezi